Alıntı: Kavrayışın Ötesi





Eski havuz, ah!   

Bir kurbağa atlar da,

Şapırdar sular.

(Matsuo Basho) 


"Us simgeleri görür, çünkü simgeler ussaldır... Oysa ozan Başo bambaşka yerlerde. O çoktan 'bilincin' dış kabuğunu kırıp 'düşünülemez' alanların en derin girintilerine, 'bilinçdışına’ gitti. Bu 'bilinçdışı’ psikologların genellikle kavram olarak algıladığı 'bilinçdışının' da ötesinde bir bilinçdışıdır. Başo'nun eski havuzu sonsuzluğun ötesinde, zamansız zamanın olduğu bir yerde.

Ondan daha eski bir şeyin bulunmadığı kadar eski değil o aslında. Hiçbir bilinç ıskalası onu ölçemez. O herşeyin geldiği yer, bu parçacıklar âleminin kaynağı olan, ama kendinde hiçbir parçacıklanma görülmeyen o. Biz yağmur yağışının ve daha yeşilleşen yosunun ötesine geçtiğimizde oraya ulaşırız. Fakat bunu ussal olarak kavradığımızda, o bir düşünce olur ve bu parçacıklar dünyası dışında bir varolma kazanır, böylece bir akıl ve zeká nesnesine dönüşür. Oysa biz bu zamanı olmayan bilinçdışına, zamandan arınmış bilinçdışına yalnızca sezgi ile ulaşabiliriz. Gerçekliğin, realitenin bu 'sezgisel’ kavranışı da bizim 'hergünkü’ dünyamızın dışında bir 'boşluk dünyası' ele alındığında asla gerçekleşmez, çünkü duyusal olan ve duyusal olmayan, bu iki dünya birbirinden ayrı olmayıp bir tanedir. Bu yüzdendir ki, şair kendi bilinçdışının derinliğini eski havuzun durgunluğunda değil, sıçrayan kurbağanın çıkardığı seste görür. Bu ses olmasa, Başo'nun açısından, bilinçdışının içine bakma olayı yoktur. İşte yaratıcı etkinliklerin kaynağı, bu sözü geçen 'bilinçdışının içini görme' olayında yatar ve bütün gerçek sanatçılar esinlerini onun üzerine yaratırlar."


SUZUKİ, D. T.,  Zen ve Haiku, Okyanus Yayınları, İstanbul: 2017. 

Hiç yorum yok: