Zamanın Ruhu, Dağ Metaforu ve Yaş Çizgisi İmgesi



Zamanın yaşanılanlara göre yavaşladığı ve hızlandığı fikri zaman üzerine kafa yoranlar arasında yaygındır. Yaşanılan gerçeklikte öyle anlaşılmasa bile geri dönüp bakıldığında birbiri ardınca yaşanmış, heyecanlı, özgün tecrübeler zamanın yavaş geçtiği sanrısını uyandırır. Yine aynı şekilde, rutine bağlanmış bir hayat dilimi geriye bakıp hatırlandığında zamanın hızlı bir şekilde aktığını düşündürür insana. Çocukluk ve gençlik günleri her anıyla insana yenilikler sunar. Heyecanımız henüz tazedir; tükenip tükenip yeniden inşa edilmiş ümitlerimiz yoktur. Sonsuz sayıdaki ihtimaller dağını görebildiğimiz bir ovadayızdır.
Karşımızdaki görkeme kapılırız. Hayret verici haşmetiyle hayat önümüzdedir. Oraya bir an önce ulaşmayı, o sayısız ihtimalden birini seçmeyi ve belki de birkaçını aynı anda yaşamayı arzularız. Sonra bir yol tutarız. Bize gelecek diye sunulan bu yüce dağda kendimize en uygun ihtimali yaşamaya başlarız. Tırmanış böyle başlar. Bu tek yönlü yolda bir ihtimali seçmişizdir. Yoldan çıkışlar risklidir; düşebiliriz. En yukarıdan aşağı bakmak bize mutluluk verebileceği gibi bizi yaralayabilir de. Eğer doğru bir seçim yaptığımızdan eminsek ovanın ve yolun uyumu, zirveye kadar hissettiğimiz yegane şey olacaktır. Ama yanlış bir yol tuttuğumuza inanıyorsak o zaman acı içinde, soğuk ve tipiyi iliklerimize kadar hissederek zirveye çıkmayı deneriz. Yolumuz rutindir, diktir. Aşağı bakıp da tırmanışımızı yaptığımız bu yola baktığımızda zamanın çok çabuk geçtiğini duyumsarız. Ovanın düzlüğünde birbiri ardınca yayılmış, her metresi güzel deneyim ve hayallerle dolu o düzlüğe baktığımızda bunu daha da net hissederiz. Gelgelelim yapacak hiçbir şey yoktur artık. Ne o ovaya inebiliriz, ne de başka bir yola sapma riskini göze alırız. Görüş açımızın geniş ama yapacaklarımızın sınırlı olduğu bir yükseklikten geçmişi seyrederiz yalnızca. 
Zamanla ilgili düşündüğümde böyle bir metafor olmasa da aklımda bir yol canlanırdı. On, yirmi ve kırk yaşlarında dönemeçlerin olduğu bu yol, biri yaşını söylediğinde bile aklıma hemen geliveren bir imgeydi. Bu imgede çocukluk ve gençliğin çok geniş olmasına karşın ilerleyen yaşlarda yaş aralıkları gittikçe daralıyordu. 
Elbette bu benim muhayyilemin o yaşlarda kurulması ve gençlik ile ilgili hayallere sahip olmamla alakalı olabilir. Düşününce de böyle değil midir? Hayallerin en hareketlileri gençliğe aittir. Yaşlılık ise çoğu zaman emeklilikle örtüşen bir dinlenme, aynı şeyleri yapma ve -acımasız gelecek ama- ölümü bekleme süreci değil midir? 
Şimdi bu imgedeki dönemeçli hayat çizgisinde son dönemece yaklaştığım günlerdeyim. Hayatın çok çabuk geçtiği zannına ben de kapılıyorum. Bugün kısa ama eğlenceli, dostluklarımla tütsülenmiş, müzikle ahenk kazanmış ve okuduklarımla derinleşmiş dönemlere bakıp şaşıyorum. Bu naif zamanlar süreleriyle ölçülemeyecek güzellik ve kalıcılığa sahip zihnimde. Yaşadığım şeylerle ve seçimlerimle ilgili herhangi bir pişmanlık duymuyorum. Çünkü her şeyin olması gerektiği gibi olduğuna eminim. Eğer bir şeyin yanlış olduğunu düşünürsem bu dolayısıyla diğer her şeyin de yanlış olduğu anlamını taşır. Ama ben en kötüsüne hazır ve en kötüsüne inanan bir iyimserim. Skalada gri rengini görmüyorum. Eğer yaptıklarımı başka yollarla yapsam bu, ihtimallerin benim için geri döndürülemez biçimde değişmesine neden olacaktı. Ben, bazen acımasızca, bazen merhametle geldiğim bu noktada her şeyin doğru biçimde gerçekleştiğine eminim. Özlediğim o geçmişte, seçmediğim hayatları yaşadığımı var saydığımda sonuçların bugünkünden iyi olmayacağını biliyorum. O zamanki aklım beni bir şekilde o yollardan birine soksa dahi daha sonra yıkıma gebe olaylar silsilesine sebebiyet verebilirdi. Çünkü insan değişir. Akıl ve düşünme kapasitesi gelişir. Ruh kendini her deneyimde günceller. Seçimlerimize baktığımızda bugünkü aklımızdan ziyade, tıpkı bir edebi metni dönemine göre değerlendirmek gibi, kendimizi o zamanın şartları altında değerlendirebilmeliyiz. İnancımızı yitirdiğimiz üzgün ve yılgın bir anımızda verdiğimiz o hayatî karar, o zamanın ruhunun gereğidir. 
Zannediyorum ki böyle baktığımızda her şeyin olması gerektiği gibi olduğuna ikna oluruz. 

Hiç yorum yok: