İnceleme: Alain Badiou-Gerçek Yaşam (Gençliği Yoldan Çıkarmaya Yönelik Bir Çağrı)*
“Felsefenin konusu gerçek
yaşamdır. Peki, gerçek yaşam nedir? Filozofun biricik sorusu budur.
Dolayısıyla, gençliği yoldan çıkarma diye bir şey söz konusuysa, bu asla
paranın, hazzın ya da iktidarın hatırına değildir, gençliğe bütün bunlardan
daha üstün, daha iyi bir şeylerin var olduğunu göstermek içindir: Gerçek yaşam.
Zahmete değen bir şey, yaşama çabasına değen ve parayı, hazları, iktidarı çok
çok gerilerde bırakan bir şey.”(s. 16)
Alain Badiou’nun konuşmalarından
derlenen ve gençliği eleştirmeden önce gençliğin günümüzde içinde bulunduğu
durumu anlamamıza yarabilecek ılımlayıcı bir kitap olan Gerçek Yaşam, “gençliği
yoldan çıkarmaya yönelik bir çağrı” alt başlığıyla sunulmuş. Eserin
orijinalinde “yoldan çıkmak” yerine corruption kelimesi kullanılıyor ki bu da
aslında Sokrates’in yasalarca belirlenen suçunun peşinden gitme niyetiyle koşut.
(Sokrates’in ölüme mahkûm edildiği suçlarından birinin “gençliği bozmak” – “corrupting
the youth” olduğunu biliyorsunuz) Badiou da gençliği çağın durumundan haberdar
ederken onları kapitalist dünyanın iki dayatmasına (gününü gün et veya kariyer
basamaklarını tırmanarak kendine sistem içinde bir yer edin) boyun eğmeyerek
bir başka yol ile geleceklerini çizmeleri konusunda uyarıyor. Buna da gerçek
yaşam diyor ki her ne kadar Badiou’nın hitap ettiği gençlik lise-üniversite
çağı gibi görünse de bu dayatmalara eskiler için yetişkin sayılabilecek herkes
maruz. Badiou gençlik ve yetişkinlik arasında belirsizleşen sınırların ve
ortadan kalkan inisiyasyonların neticesinde gençleşen veya genç olmak isteyen
ihtiyarlardan söz ederken sistemin maharetli bir oyunuyla oyuncakların
artık sadece çocuklar ve gençler için olmadığını söylüyor. Hatta yetişkinler
(her ne kadar günümüzde gerçek anlamda yetişkinliğe geçiş eskisi gibi bir törenle
gerçekleşmese de çalışmak veya aile kurmakla bu gerçekleşiyor diyebiliriz)
kapitalist sistem için daha önemli bir hedef kitledir artık. Kitap üzerinden
konuşmak gerekirse sembolleştirmelerin ve törenlerin ortadan kalkmasıyla
birlikte erkekler için askerlik, kızlar içinse evlenmek gibi klasik
inisiyasyonlar ortadan kalkmış, bu durum her yaştaki insanı potansiyel bir müşteri
durumuna sokmuştur.
Kitabın ilk bölümünde bu durum ağırlı olarak yer alırken ikinci bölüm erkek çocuklarının, üçüncü bölüm ise
kızların günümüzdeki yazgısı ile ilgili. Günümüzde erkek çocukları için üç
eğilimin dayatıldığını söylüyor Badiou ki bunlar aslında kimi zaman kız
çocuklarını da kapsayacak mahiyette bana kalırsa. (sonuçta kız-erkek ayrımı da
eskisi kadar kalın çizgilerle yapılmıyor) Birincisi sapkın beden. Damgalanmak,
piercing, dövme, yüksek sesli müzikle sersemlemek şeklinde kendini gösterir.
Burada eğilimin gençten istediği ideasızlığın inşası görülür ve sapkın sözcüğü
de sapmak anlamından türetilen bir sözcük zira cinsellikten uzaklığı da
kapsayabilir.
İkinci olarak feda edilmiş beden
vardır. Geleneği umutsuzca geri taşıyan bu bedende cinsellikten ve sapkın
bedenin sergilediklerinden kaçınmak önemlidir.
Üçüncüsü bu iki uç örneğin
arasında yer aldığını söyleyebileceğimiz mükâfata layık beden. İlk iki eğilim
sistemi tehdit etmemesi yönüyle kabul görürken üçüncüsü sistemin en çok istediği
bedendir. Kendine sistemde bir yer edinecek olan, sistemi sürdürecek beden.
Erkek çocukları inisiye
edilmemeleri ve bu üç bedenden biri olmak için ortaya koydukları neticesinde
büyümezler. (en azından geçmişteki şekliyle)
Kız çocuklarına gelecek olursak
onlar ise erken büyür, diyor Badiou. Eskiden evlilik gibi bir inisiyasyon ile
kadınlığa geçiş yapan kızlar, bugün bekâretin eski önemini ve sembolünü büyük
ölçüde yitirmesi ve kapitalizmin sağladığı özgürlükler (özendirmeler veya
aslında dayatmalar) neticesinde artık daha erken kadınlaşmaktadır. (tabi ayrıca
kendi çocukluklarında görmedikleri bunca kapitalist tuzağın cezbine kapılarak hayallerini
kızlarında gerçekleştirmek isteyen ve dört yaşındaki kızına makyaj yapıp onu
şuh kıyafetlerle bir reklam malzemesine çeviren annelerin de bunda ciddi
katkısı olduğu muhakkak)
Her iki durum da, yani erkeklerin
çocuk kalması da kızların bir çeşit kız-kadına dönüşmesi de sistemin -tüketimi
arttırma ve devamlılığını sağlama açısından- yararınadır. Hiç büyümeyen erkek
çocukları da erken olgunlaşan kız çocukları da harikulade müşterilerdir çünkü.
Badiou’nun önerisi nedir peki?
Erkeklerin ve kadınların orta bir
yolla, ortaklaşa, eşitlikçi bir şekilde, olası tuzaklardan uzak kalarak yeni
bir hayat, gerçek bir hayat oluşturması.
Oyunun farkında olmak onun bozulması
için yeterliyse Badiou’nun dediği niçin gerçekleşmesin? Ama kuşatıldığımız
sistemdeki çıkış noktasının ne olduğu, kaldı ki bulduğumuz çıkışın “gerçek” bir
çıkış olup olmadığını anlamamız da çok olası değil bana kalırsa.
*Badiou, Alain, Gerçek Yaşam Gençliği Yoldan Çıkarmaya Yönelik Bir Çağrı, Sel Yayıncılık, İstanbul: 2016.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder