Risâle fi'l-hîle li-defu'l-ahzân / Yakub bin İshak el-Kindî






İslam felsefesi ile ilgilenmeye başladıktan sonra bir isim üzerinden genele yayılan bir okuma yapmayı düşündüm. Herkesin öğrenme şekli elbette farklıdır. Ben genelde en sevdiğim kısımdan tutunuyorum bir konuya, en güçlü yeri benim için orası oluyor. Bu yüzden İbn Arabî okumaları yapmaya karar verdim. 

Ancak geçtiğimiz günlerde Öğretmen Akademileri kapsamında gittiğimiz Millet Kıraathanesi'nde felsefe kitaplarını incelerken ilk İslam filozofu olarak anılan Kindî'nin Türkçe olarak "Üzüntüden Kurtulma Yolları" şeklinde isimlendirilmiş kitabına denk geldim. 

Elbette bu başlık ve yazarın da bir İslam filozofu olması beni meraklandırdı ve kitabın kodunu not ettim. 

Bugün nihayet yeniden kütüphaneye gidebildim. 

Bir solukta okuyup notlarımı aldım ve paylaşmak istedim.

Kitap aslında bir risale. Kendisinden önceki bazı eserlerden ve Stoacılıktan etkilenmiş. Kendisinden sonraki Gazali, Kınalizade gibi isimlere de ilham olmuş. 

Kitabın kaynaklarını şöyle sıralayabiliriz:

•Risaletü Eflâtûn
•Plutharkhos-(Kitabu’l-Gadab olarak da bilinen) De Cohibenda İra
•Stoacılık
•Epiktetos - Manuel (Ditribai •Enkheiridion 

Benim  kitapla ilgili dikkatimi çeken bir nokta üzüntü kaynağı olarak mal, mülk gibi dünyevi şeylerin kaybının gösterilmesi. Bu dünyevi/geçici varlıklara diğer insanların bizlere verdikleri onur/mevki/şan/şöhret/saygı gibi bu dünyada anlam ifade eden ama Allah'ın makamında değeri tespit edilemeyen manevi üstünlükleri de ekleyebiliriz bence. Bu mana ile okunduğunda günümüzdeki birçok üzüntünün çaresi için bir inanana bakış açısı sunabilir. 

Aldığım notları paylaşayım şimdi:

1. Kitabın takdimi ikinci tekil kişi diliyle yapılmış. Bundan sonra Üzüntünün Anlamı ve Sebepleri isimli kısım var. Burada üzüntünün sevilen şeylerin elden gitmesinden ya da amaçlanan şeylerin gerçekleşmemesinden kaynaklandığını tespit eden yazar akıl alemini gözetmemizi öneriyor. Akıl alemindeki değerlerin yok olmayacağını belirtiyor. Hissi ve duyusal isteklerin geçici olduğunu söylüyor.

2. Geçici şeylerin tabiatları gereği kavuşulduktan sonra bize sırt çevireceğini bu yüzden de tabiatta olmayan bir şeyi tabiattan istemenin anlamsız olduğunu söylüyor. İstediğimiz şeyleri bizim için elverişli kılınmış olanlardan seçmeliyiz. 

3. Maddi şeyler elimizden gittikten sonra üzülmemeli ve onları düşünerek zaman harcamamalıyız. Bu “şerefli kralların ahlâkıdır”.

4. Geçici şeyleri kaybettiğinde üzülen bir insan bunu defalarca yaşamaya mahkumdur. 

Kumarbaz, (kendine aykırı şeyleri eksiklik veya musibet sayar) eşkıya, (vahşilikten haz duyar) kadınlığa özenen erkek (övünür) tiplerinden bahseden filozof bunların tutunduğu şeylerin değersizliklerinden bahsediyor. 

5. “…ömrümüzün bütün günlerinde hayatımızın güzelleşmesi için (sevinme ve teselli bulmayı) kendi çabalarımızla huy haline getirmeliyiz.” (59)

6. Ruh bedenden daha üstün olduğu için ruhun menfaati bedenden üstündür. Ruhun tedavisi için beden zahmet çekebilir şeklinde yorumlanabilir. 

7. Alışkanlık kazanırken ufaktan başlayıp yavaş yavaş zorlaştırmak daha iyidir. Böylece “en sonunda nefsin en önemli ve ağır işi yapmaya alışkanlık kazanması en basit işi yapmaya alışkanlık kazanması kadar kolaylaşır.” (S.63)

8.  Üzüntüyü yenmenin ilk kuralı üzüntünün kaynağını bulmaktır. Eğer üzüntü kendi yaptığımız bir şeyden kaynaklanıyorsa bu şeyi yapmayı bırakmalıyız. Eğer bırakamıyorsak bu bizim çelişkimizdir ve akıldan yoksun olduğumuzu gösterir.

9. Eğer üzüntümüz bizden kaynaklanmıyorsa bunu engellemenin yolunu bulmalıyız. Ama eğer bunu da yapamıyorsak üzüntüye sebep olacak hadise gerçekleşmeden önce onu düşünememeliyiz. Çünkü belki de gerçekleşecek hadise bize düşündüğümüz kadar fazla üzüntü vermeyecektir. Belki de bize bu üzüntüyü verecek olan insan o üzüntüyü vermekten vazgeçecektir. Bu sebeple üzüntü daha gelmeden onu düşünmek bize zarar verir. Kendine zarar vermek de bir başkasına zarar vermek kadar kötüdür.

10. Eğer üzüntüyü yaşayan insan bu üzüntüye müptela olmuşsa diğer üzüntülerden uzak kalacak demektir.

11. Üzüntüden kurtulmanın bir başka yolu daha önceki üzüntülerimizi veya başkalarının üzüntülerini düşünüp teselli bulmaktır.

12. İnsanın başına hiçbir musibetin gelmemesini istemesi demek hiç var olmak istememesi demektir. Çünkü musibetler bozulma niteliği taşıyan şeylerin bozulmasıyla oluşurlar. Eğer bozulma olmasaydı, varlık da olmazdı. Bu da tabiatın kanunudur. Doğal olarak bozulma yani fesad da musibet de tabiatın kanunudur.

13. Eğer kaybettiğimiz bir şey için üzülüyorsak ve bu şey maddi bir şey ise unutulmamalıdır ki başka birinin eline geçebilen bir şey zaten bize ait sayılmaz. Bize ait olan şeyler başkalarının asla uzanıp elimizden alamayacağı, manevi şeylerdir.  

14. Şu da unutulmamalıdır ki elimizdeki şeyler Hak Sahibi’nin bizdeki emanetleridir. Bu şeylerin yaratıcısı Allah bizden emanetlerini geri aldığında söylenmek çocukça veya akılsızca bir iştir.

15. Eğer insan daha az üzüntü çekmek istiyorsa kaybettiğinde üzüntü çekeceği hiçbir şeye sahip olmamalıdır. Musibetlerin az olmasını isteyen kişi harici ihtiyaçlarını azaltmalıdır.  (s.84)

16. Eğer üzüleceksek --gemi hikâyesinde adada kalanların başına geldiği şekilde- asıl gideceğimiz yerden, gerçek memleketimizden uzak kaldığımız için üzülmeliyiz. “Bizim gerçek vatanımız öyle bir yerdir ki, orada yoklardan söz edilemeyeceği için musibetler yaşanmaz.” (s.93)

17. Kötü olmayan şeylerden nefret etmemeliyiz. Bir şeylere kötü olarak bakmazsak onlardan nefret etmeyiz. Üzüntü de duymayız. Mesela ölüm kötü değildir. Aslında ölüm yeni bir yaşamın başlangıcıdır. Tıpkı bir sperma için gelişip büyümenin ve dünyaya gelip genişlemenin olması gibi insan için de ölümden sonrası başka ve daha geniş bir alemdir. İnsan ölümden ayrı değildir. Ölüm olduğu için insan vardır.

18. Bir şeyleri kaybedip de mutsuz olmaktansa elimizdekileri düşünmek teselli edicidir.

19. Kendi varlığının haricindeki şeyleri kazanmak için onların peşlerinde koşmayan insan öfkesine ve şehvetine hakim olur.

20. Kitapta yer alan hikâyeler çok güzel. Onları aktarmadım. Besmele ile başlayan kitap risalenin yazıldığı kişiye dualarla sona eriyor. 

 Üzüntüden Kurtulmanın Yolları, Yakub bin İshak el-Kindî.  Diyanet Vakfı Yayınları.

 


Hiç yorum yok: